Soğuk bir kış günüydü… Yollar çamurdu… Aşık olmuş gibi titriyorduk… Kar yağmıyordu ama biz yağdığını farzediyorduk… Karanlık çökmüştü… Gecenin efkarı soğuktan güçsüz çıkmıştı… Bizim Karadağlı Rıza ile hayattan konuşuyorduk… Bu saate kadar gelmediyse daha gelmez dedi Rıza… Haklısın, ama dedim… Dedim ve durdum… Gözüm bize doğru gelen taksiye ilişti… O saatte otobüs olmadığını ikimizde biliyorduk ama para olmayınca akbildeki 2 liraya umut bağlamıştık… İçimden sonunda ölüm yok ya dedim… Elimi salladım ve yanaştı taksi bize doğru… Ayağımı attığım anda rahatlık batmıştı… Senin neyine taksi dedim kendi kendime… Ama iş işten geçmişti… Rızanın yüzündeki gülümsemeyi görünce dayanamadım… Artık taksideydik… Nereye abi dedi taksici… Ben söylemeden Rıza atladı: Kadırga… Ben ise hala taksiden ineceğimiz zamanı düşünüyordum… Rıza yarım kalan sohbetimizi devam ettirmek istiyordu muhtemelen… Arkadan seslendi…
- Sahi Murat abi yengeyle aranız nasıl, barıştınız mı?
- Nasıl olsun be Rıza… Para olmayınca aşk yalan… Paran yoksa sevmeyeceksin…
- Haklısın abi… Ama sende de suç var… Bir işte dikiş tutturamadın… Çalışkan adamsın aslında ama her girdiğin işte bir sorun çıkıyor… En son işinde de patronla kavga etmiştin değil mi?