Hulyoo
Yazan: admin Kasım 26, 2008
Münzevi bir duruş ile güne başlamışızdır.
Hayat her zamanki rutinliğiyle devam etmektedir.
Sayılar ve onun rakamları işaret etmektedir doğanın muazzam ihtişamına.
Gazeteye sarılmış bira şişesi eşlik eder düşüncelere.
Otobüste kendisine yer verilen bir bayanın dinlediği müzik kulaklara aşina olur.
Elektrik faturasını yatırmak için bekleyen kalabalıktan duyulur hayat serzenişleri.
Bir eşkiyadadır pompalı tüfek.
Anlamsızlaşıyor mu hayat yoksa ?
Conwerse marka ayakkabılar kadar ne zaman umursamaz olacağız ?
Antuan, Hulyo, Morales. . .
Neredeler ?
Namussuz bir puro mu içmeli yoksa sade bir sigara mı ?
Buğulu cam, ürkek ceylan ve kaçmak. . .
Zamansız binilen trenden mi kaynaklanıyor bunca buhran.
Metro istasyonlarındaki amatör sanatçılar neden bu kadar duygusal ?
Küçük çocukların tartıları neyi tartıyor sizce ?
Ah hulyoooo.
Al pacino oluyorum, Jülio İglesias dinliyorum.
Oslo sokaklarında bisiklete biniyorum. Ecevit şapkasını takmayı unutmuyorum.
Hayatı da takmıyorum.
Esrarengiz bayanların yemek tariflerinden yola çıkıyorum.
Mutlu çiftleri izliyorum, aşık oluyorum.
Oslo sokaklarında bisiklete biniyorum.
Namussuz bir Küba Purosu satın alıyorum.
Ve sayısız ziyaret.
İki ağaç.
Altı çocuk.
Bilinmeyen bir yer. Çözülemeyen denklem.

biri.. demiş
çok hoş ve değişik bir yazı… satırlar gözlerimde kayıp gitti..