Eduardo Pisuvardo
Yazan: admin Eylül 2, 2008
Ne bahtım yeşerir, ne halden anlayan bulunur, ahh aklımdan ölüm geçer. . .
Rutin bir günün akşamında bindiğiniz taksici ”hakiki deli” çıkarsa ne yaparsınız ?
Taksiden inmeyi düşünürsünüz ? Yoksa camdan atlamayı mı ? Veya bu ”hakiki deli” taksiciyle kalmayı tercih etmek. . .
Zoraki taksiciyle kalmayı tercih ediyorum. . .
Gri takım elibiseli, seyrek bıyıklı, kaliteli bir saat taşıyan, rüzgar ile delice savrulan saçları ve mavi gözleri. . .
İsmini soruyorum ;
-Eduardo
Soy ismini soruyorum biraz tebessüm, biraz tedirginlik ;
- Pisuvardo
Ve taksi gitmek isteğiniz istikametin tam tersine yönelmiş. . .
Kısmen çaresizsiniz. Eduardo ile konuşmak zorundasınız.
- Hiç aşık oldun mu ?
Eduardo : Yorum yok ( kızgın bir sesle )
- Peki sevdiğin biri var mı ?
Eduardo : ( biraz kısık bir sesle ) Maalesef !
- Peki müsait bir yerde inebilir miyim ? ( Otoyolda söylüyorum )
Eduardo : Olmaz ( tebessüm ile )
Biraz daha tedirginlik, biraz daha korku, biraz daha işin içinden nasıl çıkarım diye düşünmek. Çaresizliğin verdiği elektrik ile boş gözlerle taksinin içini gözden geçirmek. . .
Ve ansızın açılan müzik. . .
Aman Allahım. . . Eduardo coşmak üzere diyorum içimden. . .
Ellerini havaya kaldırıyor. . . Bizim Ankaralı Turgut çalıyor. . .
Telefonuma sarılmak üzereyim artık. . . 155′e nasıl anlatırım diye düşünüyorum. Veya en yakın arkadaşıma nasıl anlatırım ?
Kapımıda kilitlemiş. . . ?
Birkaç dakika sonra emin olun sizde ”hakiki deli” olabiliyorsunuz. . .
Ve sizde ”misket” oynamaya başlıyorsunuz Ankaralı Turgut fonuyla. . .
Yanımızdan geçen arabaları da selamlamayı unutmuyor. . .
”Görüyor musun pislikleri yadırgıyorlar beni” diyor , misket’in ortasında.
”Haydi tekrar sor şimdi ” diyor.
-Ha ha hangi soru, ne , efendim ?
-Tekrar sorar mısın bana sorduğun soruyu
-Tabi tabi. Hiç aşık oldunmu ?
- Onu değil !
- Tamam tamam. Hiç sevdin mi birini ?
- hafif bir göz yaşı. . .
Araba gittikce yavaşlıyor. . . Ceketini çıkartıyor. Kilidi açılıyor kapımın. . .
Önce ”in” diyor. Sonra ”inebilirsin” diyor.
Duraksıyorum.
Etrafıma bakıyorum. Nerde olduğumuzu bilmiyorum. Geriye doğru bakıyorum. Taksinin aynalarına. Muhetemelen ”İstinye” diyorum içimden.
Kısmen rahatım dönüp soruyor. ( tabi hemen inmeyi düşünerek )
- Neden birden ağladın ?
E. Pisuvardo : Anlamsız onlarca soru. . .
- Özür dilerim. peki buradan nereye gideceksiniz ?
- Taksime binecek olan kişi nereye götürürse beni
-Nasıl yani ?
- İnebilirsin . . .
- Anlıyorum. Peki borcum ne kadar beyefendi ?
- 5 papel yeterli . . .
( Aslında bu taksi yolculuğu yazıya dökülemez ama. Tam anlamıyla anlatılamaz, tarif edilemez. ”5 papel yeterli” cümlesinden sonra herşey bitti. Tamam dedim kendime. Hafifce elimi sallayarak uzaklaştım oradan. Hızlı adımlarla taksiden uzaklaşırken koca bir binanın yan tarafına mavi yağlı boyayla yazılmış o yazı ” Ne bahtım yeşerir, ne halden anlayan bulunur, ahh aklımdan ölüm geçer. . .” Alt kısmınada E. Pisuvardo yazmış. . . )
Bu inanılmaz serüveni mutlaka paylaşmalıydım.
” 5 papel yeterli ” cümlesi hala kulağımda.
Mehmet Efe Yazıcılar / 5papel
mihmandar demiş
Komşunuz kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Başarılar!…
Ramadan moubarak!
Admin Mihmandar