Şehir Stadyumunda kutluyoruz 29 Ekim’i. İlçenin tüm liseleri tören alanında. Mülki Amir, Belediye Başkanı, Orduyu temsilen bölge komutanı. . . Ve çeşitli üst düzey davetliler. . .
Bando takımı hazır. Renkli kişilerden oluşuyor. Güzel kızların elinde yine o bilindik trampet. Şişman, yapılı çocuğun elinde davul. . .
Kolbastı ekibide hazır stadyumda.
Çoşkuyla söylenen İstiklal Marşımızdan sonra çağdaş sunucularımız proğramı başlatır. Malum üç beş liseden şiir ve düz yazılar okunur. Okuyanlar için ayrı bir heyecan. . . Ardından Kaymakam’ın konuşması.
Sonra. . .Bando takımımız ”meşhur bir eda” ile çalmaya başlar enstrumanlarını.
Askeri düzen alınmıştır stadda.
”Sol sağ sol” sesleri duyulmaya başlanmıştır. Bayraklar protokolün önünden geçer. Ardından liseler askeri yürüyüşle protokolü selamlar. . . Bölge Komutanı Askeri selam ile selamlar tüm geçiş yapan öğrenciler. . .
Muazzam bir duruş. . . Bando sesleri müthiş bir fon. . .
Öğrencilere eşlik eden öğretmenlerin askeri yürüyüşleri dikkat çeker.
Türk Bayrakları sallanır tribünlerden. Çokşu had safhadadır.
Bölge komutanını seyrediyorum. . . Hiç duruşundan taviz vermeden yaklaşık 25 dakika geçenleri asker selamı ile karşıladı. . .
Annesini kaybeden ufak bir kızın göz yaşları bitirdi töreni.
Hiçbir cümle tatmin etmiyordu kendisini. Koca, büyük, yüce abilerinin inanın hiçbir cümlesi tatmin etmiyordu. Güven vermiyordu. . . Ağlıyordu ”annem nerde” diyerek. . .
Belkide hiçbir göz yaşı bu kadar samimi değildi ? diye düşündüm o an . . . Nice gözyaşlarına şahit olan biri olarak bu kanıya varıyordum. Küçük kızın saf, temiz, beklentisizce ve sevgi dolu, bağımlılık ifade eden göz yaşı karşısında düşünmemek elde değil. . .
İşte böyle. . . 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız da rutin bir şekilde bitmek üzere.
Resmi tatilin, gayrı resmi yazarı. . .
Keşke yarında Resmi tatil olsa di mi ?
Hatta cumartesi, hatta pazar ?
Dinlemeye ihtiyacımız var. . .Uyumaya ihtiyacımız var. . Belki de güzel bir tatile ihtiyacımız var ?
Şimdilik beklemeye devam etmeliyiz. Ekim, günün anlam ve öneminden de anlaşılacağı gibi bitmek üzere. Ardından Kasım. . . Kasım muhtemelen çabuk geçer. Gerçi zannedersem içinde Kurban Bayramı da saklı bu sene ? Kasım geçer işte. Aralık ayı da kısmen ”rutin”. Aralıkta ailemizin şimdilik son organizasyonu inş. Bakalım hayırlısı. . .
Vee Ocak. . .
Malum yışbaşı heyecanı.
Zeki Müren’in unutulmayan şarkısı. . . ”Karlar düşer, düşer düşer ağlarım” dinlemelisiniz. Ocak ayı ile bütünleşiyor hayal dünyamda. . .Beklenmedik yerlerde kulağımıza söylenebiliyor.
Yeni yıl neleri beraberinde getirir bilemeyiz.
Geçmiş yıların neleri getirip, götürdüğünün muhasebesini yapmalıyız. Aynı hatalara düşmemeliyiz. Aynı yanlışlara bulaşmamalıyız. Aynı sözlere kanmamalıyız. Aynı kumarı oynamamalıyız. Kısaca geçmiş yılların muhasebesini yaparak gelecek yıllara yelken açmalıyız ömür yettiği müddetçe. . .
Mesela 2010 yılına mutlaka bir Karedeniz Turu yapmalıyız. . .
Açık Öğretim Fakültesinde 6 dersin 5′inden kalmamalıyız. . .
Annemize en güzel çiçeği almalı, en güzel cümleleri on/a/lara kurmalıyız. .
Yine karışık bir yazı. . . ”kısmi tatil bize yaramıyor”
Evde bile hoş karşılanmadık. . .Malum temizlik modunda anne. Bu halini hiç sevmem evin. Kıyıda köşede yemek. En fazla pc’nin başına sığınmak : )
Ekim’in yağmurları hoş bir seda bıraktı kubbemizde. Kasım’ın neler getireceği belli değil. Kış çabuk geçer malum ömrümüzden. Yeni yıl, yeni hayırlara vesile olur. 2011 zannedersem zor olur. . .
Şairin sözleriyle kapatalım konuyu. . .
”Kim bilir?
Belki geç kalmışlığımızdandır, sonbahar oluşu ”