Güzel bir günde bulmuşsunuzdur kaybettiğinizi.
Güneş gülümsemekte, hava tebessüm etmekte, etraftakiler sanki dikkatlice izlemekte yaşanan anı. . .
Cuma’nın selası yoktur. Seneler önce binmiş olduğunuz taksi sizi aynı yere bırakmıştır. Sahi neden dolaşmıştırki bunca ? Biliyorum taksici kendini düşünmüştür. . .Fiyatı arttırıp tek kazançlı kendisi çıkacaktı. Taksiye binen tüm kişiler kaybediyordu tabiki doğal olarak. . .
Ses nereden geldi bilinmez ama gönülleri kuşatıyordu.
Doğacak çocuklarımızın kulağına okuyordu müezzin ezanı. . .
Heyecanlıydı müezzin de. . .
Gri takım elbisi adam da yakından takip ediyordu yaşananları.
Nisan çocukları beklemedeydi mevsimlerini.
Küçük kız her zamanki gibi güzeldi.
Zamanın pek bir anlamı yoktu. Avrupa marka otomobil alıp götürüyor ansızın.
Tane tane düşünceler tek tek hazmediliyor.
Kimse şair’i farkedemiyor.
Göz yaşı yine geceye saklanıyordu.
Gün, günlerin güzeliydi.
Gün, iki genç yüreğin en unutulmaz günlerinden biriydi.
Seneler sonrasının güzelliği, seneler öncesinden yansıyordu bakışlara.
Sevdikleri tüm insanlar da yanlarındaydı.
Semaya doğru dönmüş avuçlarının içinde saklıydı, tüm sakladıkları birbirlerine karşı.
Tabiki bunların hepsi bir rüyaydı.
Yaşanmamıştı, yaşanamamıştı. Böyle olması umulurdu.
Olmadı.
Ve vazgeçtim işte.
Noktadır tüm cümlelerimize bu yazı.
Müşterek edilen dua gönüllerden geçer.
Mutlu bir yarını fısıldar küheylan.
Ve vazgeçtim senden.
Uzun yolun, kısa kavuşması. . .
Ve vazgeçtim senden.
Hayallerimin bekçisi olan beyaz sayfalar. . .
Ve vazgeçtim senden.
Sonbahardan muzdarib olan kimsesizler. . .
Ve son söz ;
Rahman ve Rahim olan Allah’a şükürler olsun.
10.01.2010 / Son yazı / 22.18


